Ne yapacağız bu medya etiğini?

Bir gazeteci ve siyasetçi arasında arkadaşlık denen bir samimiyet sağlıklı değil. “Arkadaştık bu yüzden yolladım” diyerek bunun arkasına sığınmak beceriksiz bir şekilde sorumluluktan kaçmak demek. Eğer bir siyasetçi ‘Off The Record’ şerhi koymadan cevap veriyorsa, cevap ne olursa olsun bir haber değeri taşır ve bundan sonrası gazetecinin inisiyatifindedir Yaklaşık iki aydır geçirdiğimiz oldukça renkli seçim sürecinin aksine, bir o kadar da renksiz bir seçim gecesi yaşadık. Bu seçime de uzun zamandır olduğu gibi usulsüzlükler ve sandık başlarındaki şiddet olayları damgasını

Okumaya Devam Edin

İstanbul’da bir Cebelitarık

Ekonomik faktörler, zaman ve mekanı yeniden oluşturur. Şirinevler’in karşısında Ataköy bunun en büyük kanıtı. Ataköy’e geçtiğimizde, hayat sanki boyut değiştirmişizcesine farklılaşıyor. 10 metre ötede amaçsız bir izdiham yaşanırken, 10 metre sonrasında rahat bir hava var Herhangi bir kesime aidiyet duygumuz olsun veya olmasın, ya da bununla ilgili bir farkındalık içerisinde olalım veya olmayalım, sınıf kavramı ile hayatımızın her döneminde karşılaşmak mümkün. Zira bu kavramı yorumlamak sadece işimizle ya da yaşam tarzımızla değil, yeri geldiğinde mekan/zaman ilişkisiyle de alakalı oluyor. Çünkü

Okumaya Devam Edin

Rapor: Rus destekli botlar Brexit günü 45.000 tweet attı

Son zamanlarda Rusya’nın Twitter ve Facebook’ta troll hesapları destekleyerek Brexit ve ABD Başkanlık Seçimleri’ni etkilemeye çalıştığını iddia eden birçok yazı okuduk. Geçtiğimiz günlerde ise Facebook, Rus hesapların Brexit sürecinde reklam satın alımları ile yanlış bilgilerin yayılmasını sağladığını itiraf etmişti. Peki artık yüzeysel olarak kalmayan ve yaşam tarzımızı dahi ciddi anlamda değiştirerek dizayn eden bu olaylara karşı sosyal mecralar ne gibi önlemler alabilir? The Times geçtiğimiz günlerde bu etkilerle ilgili hiç de hafife alınmayacak bazı veriler paylaştı. Yaşanan değişimleri yakından deneyimleyen

Okumaya Devam Edin

Dekadans

“İçgüdüsel olarak, kendine-zararlı olanı seçmek, “çıkarsız” güdülerin cazibesine kapılmak, adeta dekadansın formülünü vermektedir. Naif bir biçimde “Ben artık beş para etmem” demek yerine, der ki, dekadansın ağzındaki ahlak-yalanı: “Hiçbir şeyin değeri yok – yaşam beş para etmez.”  Nietzsche Referandum için artık son virajdayız. Kalan son iki günde, hem evet hem de hayır cephesi kendilerince Anayasa değişikliğini yorumlayıp, seçmenleri kendilerine çekme çalışmalarına büyük bir gayret ile devam ediyor. Ancak gerek sosyal mecralarda izlediğimiz sokak röportajlarında, gerekse kendi çevremizdekilerle ettiğimiz muhabbetlerde sizin

Okumaya Devam Edin

Mesai dışı huzursuzluk

Üretmenin gün geçtikçe daha da tüketici ve yılgınlık sebebi haline geldiği günlerde, Fransa halkı özellikle 2016 yılının ikinci yarısını yükselttikleri işçi mücadelesi ve kitlesel eylemler öncülüğünde geçirdi. Hükümetle yoğun bir çatışma sürecinin başladığı bu denli yoğun eylem maratonunun sebebi, hiç kuşkusuz ki Fransa’daki işçi haklarına yapılan son 10 yıldaki en kapsamlı saldırı olarak lanse edilen “El Khomri Yasası”. Tasarının, kendisini solcu/sosyalist olarak lanse eden Hollande/Valls hükümeti tarafından geliştirilip çıkarılması, tasarıya karşı çıkanların ise sağcı Sarkozy’nin Cumhuriyetçilerinin olması ise ortaya oldukça

Okumaya Devam Edin

Snowden sonrası dünyada yaşamak

“Böyle bir toplumda yaşamam mümkün değildi, yanlış bir şey yapmadım ama bana çok ağır bir bedel ödeteceklerini biliyorum. Bir daha evimi görebileceğimi sanmıyorum” — Edward Snowden Hayatımızın sürdürülebilirliği artık hiç kuşkusuz ki teknolojik gelişmelere bağlı. Yediğimiz yemekten oturduğumuz koltuğa kadar, gerek temin gerekse üretim aşamasında sürekli internet ile haşır neşir olmak durumundayız. Her ne kadar gördüğümüz gelişmeler karşısında “Bunun üstü ne olabilir acaba?” diye sık sık kendimize sorsak da, aslında artık önemli olan şey teknolojinin ne denli geliştiği ya da

Okumaya Devam Edin

Dayanışmaya aykırı, ama CHP’ye hayır diyeceğiz

Bugünlerde yaşadığımız onca kötülük üzerine üzülerek söylüyorum ki, maalesef gelinen bu noktada ben de artık gri bir rengin olmadığını düşünüyorum. Ya iyiden taraftasınız ya da kötüden. Her şey bu kadar basit, keskin ve ortası yok. Ayrıca bunu özellikle Kılıçdaroğlu’na söylemekte de bir sakınca görmemek gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu saatten sonra ya iyiden taraftasınız ya da kötüden. CHP yıllardır ürettiği, daha doğrusu üretemediği politikalarını kurgularken ne seçmenlerini, ne kendi vekillerini, ne de birlik olma çağrısı yapmaktan ciğerleri solan diğer muhalefet vekillerini

Okumaya Devam Edin

Tarihin en troll seçimi: Hillary vs. Trump

ABD halkı, önümüzdeki ay belki de tarihin en anlamsız seçimi için sandık başına gidecek ya da gitmek zorunda kalacak. Hillary Clinton ya da Trump gibi iki şüpheli karakterden biri maalesef ABD’nin yeni Başkanı olacak. Maalesef ve anlamsız seçim ifadelerini kullanıyorum, çünkü adayların profiline ve geçmişlerine bakınca durum gerçekten de öyle. Bir yanda savaş suçlusu, hatta son sızan Wikileaks belgelerinde çıktığı kadarıyla bir insanı drone ile öldürmeyi planlayan biri, bir yanda da seksist ve ırkçı Trump. Böylesine kötü iki seçenek arasında

Okumaya Devam Edin

Sezin Öney: Kolombiya barışı ahlaki bir yenilgi aldı

Referandumdan önce yapılan kamuoyu yoklamalarında büyük ölçüde barışa evet oyunun çıkacağı öngörülürken ortaya çıkan bu sonucu neye bağlıyorsunuz? Tüm araştırmalarda, barış anlaşmasına destek yüzde 60-70’e yakın çıkıyordu. En düşük gösteren araştırma dahi bu tarz bir hezimeti öngörmeye yaklaşamadı bile. Katılımın çok düşük olması bir etken; “kamuoyu araştırmaları nasılsa barışa desteğin baskın çıkacağını gösteriyor; biz oy vermesek de olur” diyenler ve “barışa karşı değilim de, nasılsa ‘evet’ çıkacak ben de anlaşma ile çekincemi hayır oyu ile belli edeyim” diyenler referandumun gidişini

Okumaya Devam Edin

Kolombiya’da ‘Barışa hayır’ın ardından

Uzun bir süredir büyük umutlarla takip ettiğimiz Kolombiya – FARC barışına ait referandum dün oylamaya sunuldu. Katılımın %37,42’ye zar zor ulaştığı seçimlerden çıkan sonuçlarda barışı istemeyen %50.22 gibi bir oran söz konusu. Bu durumda halkın %60’ından fazlasının katılmadığı bir oylama sonucu ne kadar meşru olur, ne kadar geçerli kılınır orası da ayrı muamma. Aynı gün Macaristan’da AB’nin mülteci politikalarına karşı yapılan referandumda da katılım az olduğu için oylama geçersiz sayıldı. Katılım oranından bağımsız olarak siyaset bilimcilerin neden hayır dendiği konusundaki

Okumaya Devam Edin

Site Footer