İstanbul’da bir Cebelitarık

Ekonomik faktörler, zaman ve mekanı yeniden oluşturur. Şirinevler’in karşısında Ataköy bunun en büyük kanıtı. Ataköy’e geçtiğimizde, hayat sanki boyut değiştirmişizcesine farklılaşıyor. 10 metre ötede amaçsız bir izdiham yaşanırken, 10 metre sonrasında rahat bir hava var Herhangi bir kesime aidiyet duygumuz olsun veya olmasın, ya da bununla ilgili bir farkındalık içerisinde olalım veya olmayalım, sınıf kavramı ile hayatımızın her döneminde karşılaşmak mümkün. Zira bu kavramı yorumlamak sadece işimizle ya da yaşam tarzımızla değil, yeri geldiğinde mekan/zaman ilişkisiyle de alakalı oluyor. Çünkü

Okumaya Devam Edin

Rapor: Rus destekli botlar Brexit günü 45.000 tweet attı

Son zamanlarda Rusya’nın Twitter ve Facebook’ta troll hesapları destekleyerek Brexit ve ABD Başkanlık Seçimleri’ni etkilemeye çalıştığını iddia eden birçok yazı okuduk. Geçtiğimiz günlerde ise Facebook, Rus hesapların Brexit sürecinde reklam satın alımları ile yanlış bilgilerin yayılmasını sağladığını itiraf etmişti. Peki artık yüzeysel olarak kalmayan ve yaşam tarzımızı dahi ciddi anlamda değiştirerek dizayn eden bu olaylara karşı sosyal mecralar ne gibi önlemler alabilir? The Times geçtiğimiz günlerde bu etkilerle ilgili hiç de hafife alınmayacak bazı veriler paylaştı. Yaşanan değişimleri yakından deneyimleyen

Okumaya Devam Edin

Artık Google aramalarına güvenmeyi bırakmanın zamanı geldi

Google Aramaları, geçtiğimiz hafta Teksas’ta bir kiliseye gerçekleştirilen saldırıdan saatler sonra şüpheliyle ilgili yanlış bildirimler yayınlayarak, şüphelinin antifa hareketi ile bağlantılı radikal bir komünist olduğunu öne sürdü. İddia, Google’ın “Twitter’da Popüler” modunda görünmeye başladı ve saldırıyı gerçekleştiren kişinin adına dair yapılan araştırmalarda belirgin bir sonuç olmamasına rağmen herkes tarafından görünür bir hale geldi. Elbette bu, uzun süredir devam eden bir sorunun sadece en son örneklerinden biriydi. Bunun sonucunda Google her zamanki gibi, arama sonuçlarını ve algoritmayı iyileştirme sözü verdi. Ancak

Okumaya Devam Edin

İnternet sahte e-postaları engelleyebilir mi?

İnternetin en büyük avantajlarından biri de, dünyanın dört bir yanındaki insanların birbirlerine kolay bir şekilde erişebilmesi. Herkes birbirine birer e-posta kadar yakın. Sorun da tam olarak bu. Aynı erişilebilirlik; insanları, işletmeleri ve kuruluşları internetten gelen saldırılara saldırılara karşı savunmasız bıraktı. Dijital internet çağının yeni güvensizliğinde yer alan parlak neon ışıklarında artık sürekli olarak siber saldırılar yazıyor. Bununla ilgilş en çok tercih edilen saldırı yöntemlerinden biri de tabi ki Phishing/Kimlik avı. Yani, hackerlar hileli e-postalar göndererek hemen herkesin kimliğine bürünebiliyorlar. İşte sorun

Okumaya Devam Edin

Stranger Things 2: Daha karanlık bir sezon

“Stranger Things ikinci sezonda da gençliğimizi geçirdiğimiz ya da bir şekilde aidiyet bağı kurduğumuz yapımlara inerek bizi kültürel geçmişimize doğru yolculuğa çıkarıyor. Bu nedenle 80’ler popüler kültürünün, Stranger Things evreninde post-modern çağını yaşadığını söylemek herhâlde yanlış olmaz.” *Bu yazı sürpriz kaçıran içermektedir Geçtiğimiz yıl hayatımıza giren ve gerek teması, gerek göndermeleri, gerekse oyunculuklarıyla adeta bir fenomen haline gelen Stranger Things’e Cadılar Bayramı ile birlikte nihayet kavuştuk. Birkaç ay önce yayınlanmaya başlayan fragmanlarından da tahmin edilebileceği gibi, hepimiz geçen sezondan daha

Okumaya Devam Edin

Apple Event: Beklenen ürünler ve karşılanmayan beklentiler

Geçtiğimiz akşam uzun zamandır beklediğimiz bir Apple etkinliğine daha şahit olduk. Her sene olduğu gibi gelişmeler ve yenilikler kimi Apple kullanıcılarını memnun ederken, kimisi ise yine açtı ağzını yumdu gözünü. Tabii bu sene gerçekleştirilen etkinliğin bir özelliği daha vardı, o da iPhone’un 10. yılı dolayısıyla özel olarak tasarlanan ürününün tanıtılacak olmasıydı. Steve Jobs’a saygı duruşu niteliğinde bir konuşmayla başlayan etkinlik, Tim Cook’un “Apple Park’ın açılışı, insanın sadece bir defa yaşayabileceği bir onurdur” diye bahsettiği Apple Park’taki Steve Jobs Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. Tasarımıyla

Okumaya Devam Edin

The Handmaid’s Tale: 13 Emmy’lik bir öykü

“Artık bir biz olmalı; Çünkü artık onlar diye bir şey var…” Gündelik hayatımızda ‘Distopya’ kavramı akıllara hiç şüphesiz ki öncelikle George Orwell’ın 1984’ü ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sını getirir. Modernizmin 20. yüzyıla kadar çeşitli düşlerle umut vadeden ütopyalarının karşısında, daha sonra kendi yerini sağlamlaştıran distopya, ütopyanın aksine otoriter devletlerin toplum üzerinde yarattığı korku ve baskıyı ele alır. Bu yüzden distopyaları okumak ya da izlemek hiç de kolay sayılmaz. İnsan önce kendi yaşamını sorgular, izlediklerini ya da okuduklarını yaşadığı yerdeki

Okumaya Devam Edin

İsmiyle müsemma: Wonder Woman

*Bu yazı sürpriz kaçıran içermektedir. Journo’ya kaçıncı kez film eleştirisi yazısı yazdığımı sayamadım. Ancak yazılarımı yazarken aklımda her zaman “Acaba bir gün DC (Detective Comics) filmi öveceğim günleri görecek miyim?” sorusu vardı. Ve işte o gün geldi çattı. Çok da pohpohlamadan, sizlere biraz Wonder Woman’dan bahsedeceğim. Geriye dönüp baktığımızda, iyi ya da kötü onlarca çizgi roman uyarlamasına şahit olduk. Özellikle DC evreninden seri olarak çıkan kötü filmlerden dolayı yaşanan hayal kırıklıklarından sonra da, açıkçası insanların pek bir beklentisi yoktu. Aynı

Okumaya Devam Edin

Dekadans

“İçgüdüsel olarak, kendine-zararlı olanı seçmek, “çıkarsız” güdülerin cazibesine kapılmak, adeta dekadansın formülünü vermektedir. Naif bir biçimde “Ben artık beş para etmem” demek yerine, der ki, dekadansın ağzındaki ahlak-yalanı: “Hiçbir şeyin değeri yok – yaşam beş para etmez.”  Nietzsche Referandum için artık son virajdayız. Kalan son iki günde, hem evet hem de hayır cephesi kendilerince Anayasa değişikliğini yorumlayıp, seçmenleri kendilerine çekme çalışmalarına büyük bir gayret ile devam ediyor. Ancak gerek sosyal mecralarda izlediğimiz sokak röportajlarında, gerekse kendi çevremizdekilerle ettiğimiz muhabbetlerde sizin

Okumaya Devam Edin

Sherlock: Finalde beyinler çatışıyor

* Bu yazıda sürpriz kaçıran (spoiler) vardır “Beş dakika… Bize bütün bunları yapması için beş dakika yetti…” Sherlock’u bilirsiniz. Heyecanlı bir bekleyişten sonra birkaç bölümle misafir olur ve gider. Sonrasında ise uzun bir süre ortalarda görünmez. Ama gelen o birkaç bölümün hızı, sanki onlarca bölüm gelmişcesine yavaş yavaş akar bizler için. Sanki uzun bir ara verilmemiş gibidir hiç. Bölümler bitirilmek istenmez, davalar çözüme kavuşup ilerleme kaydedildikçe, heyecanla birlikte hüzün de çöküverir yüreğimize. Çünkü bilinir ki, tekrar özlem dolu bir ayrılık

Okumaya Devam Edin

Site Footer