Dijital çağda dostluğun tanımlanması

Facebook “arkadaşı” gerçekte ne anlama geliyor?

Dictionary.com’un bu kelime ile ilgili birçok tanımı var, örneğin

“Bir Sosyal Medya mecrasında bir başka kişiyle ilişiklendirilmiş kişi”

Bu, bir zamanlar bildiğimiz ve arkadaşlık olarak değer verdiğimiz olgunun modern bir mutasyonu.

Kendi davranışlarımızla desteklenen Facebook algoritmaları, haber kaynağımızda göreceklerimizi belirler. Eğer arkadaşım Ben tarafından yayınlanan fotoğraflarda Like (Beğen) düğmesine düzenli olarak basarsam, Facebook Ben’in fotoğraflarından zevk aldığımı ve bana zaman içinde onunla ilgili daha fazla şey göstermesi gerektiğini öğrenir. Irkçı kedi capsleri paylaşan aile bireyleriyle nadiren bağlantı kurarsam, daha az ırkçı kedi capsi görürüm

Bizler sadece Facebook’a zevklerimiz ile ilgili ipucu veriyoruz, gerisini ise robotlar hallediyor.

Facebook’un karşımıza ilişkilerimizden sorumlu algoritmalar çıkarması bizim suçumuz. Yıllar boyunca çok sayıda insanla arkadaş olduk ve bu Facebook algoritmasının da kafasını karıştırdı.

Lise’den Derek’i hatırla, seninle yıllardır hiç konuşmamış ama şimdi arkadaşın mı olmak istiyor? Ekle onu!

Ortak hiçbir şeyinizin olmadığı, üç önceki işinden Sally’i düşün. Arkadaşlık isteğini kabul et!

Bunu düzeltmenin kolay bir yolu var ve ben buna Friend Purge (Arkadaş Temizleme) diyorum. Ayrıca bağımlık yaratıcı bir adım ve herkese tavsiye ediyorum. Bunun için önce Facebook listenizi  açıyorsunuz. Orada arkadaşlarınızın sizin için önceden sıralanmış olduğunu fark edeceksiniz. Üst sıralarda en çok sevip iletişime geçtiğiniz kişileri, aşağılara indikçe de nadiren etkileşim kurduğunuz kişileri göreceksiniz. İşte bazı çıkarmalar yapabileceğiniz bölge burası olabilir.

Ben de son zamanlarda arkadaş temizliği yaparken altlara doğru indiğimde tanıdık bir yüz gördüm. Bu Kim’di! Kim’i tamamen unutmuşum!

Kendisi bir noktada Facebook’ta ismini değiştirip Peace Lamb yapmıştı. Ancak orada görünce merakım da tavan yaptı ve profiline tıkladım.

Önce biraz Kim’den bahsetmem gerekir. Onunla Ekim 2010’da Omaha’da bir konferansta tanıştım. Kim, gönüllü organizatörlerden biriydi ve orada kısa bir sohbetimiz oldu.

Kapıdan çıkarken beni otelime götürmeyi teklif etmişti. Bu garip gelebilir, ama değildi ve gerçekten de cömert bir ruhu vardı. Evet diyerek kabul ettim. Kim’in arabası Oldsmobile Cutlass Supreme’in kötü bir modeliydi. Nükleer patlamadan bile kurtulabilecek cinsten bir arabaydı. Çelik gibi dayanıklı duruyordu!

Bu kısa yolculuğumuz sırasında Kim’in mutsuz olduğunu hissettim. Ancak bunu söylediklerinden ya da hareketlerinden anlamadım. Gözlerinde ve sesinde derin bir üzüntü vardı. Bazen diğer insanlardaki karanlığı anlayabilirsiniz.

Kim, sürerken elektronik sigara yaktı. Daha önce hiç elektronik sigara içen birini görmemiştim. Kim bu konuda bir öncü olacak.

O gece konferans ekibinden bir grup ve konuşmacılar Omaha’daki Old Market’deki bir yere içmeye gittik. Kim jager içti. Üzerinde pelerinvari bir paltosu vardı. Onu böyle görünce kostümünü çıkarmayı unutmuş bir süper kahraman olduğunu düşünmüştüm.

Birkaç gün sonra Kim’in yeni profiline bir Facebook arkadaşlığı gönderdim ve birbirimizle sosyal medyada iletişim kuran kişilerden olduk.

Onu hiç gerçekten tanıyamadım.

Facebook’ta birisiyle iletişimde kalmak için çaba göstermeyip, birbirinizi tanımaya çalışmadığınzda, hayatınızda aslında hiç olmamış gibisinizdir -en azından dijital yaşamda-.

Bir yıl sonra Omaha’da bir iş gezisi sırasında kahve içmek için tekrar iletişime geçtik ve bir araya geldik. Kafe’ye girdim ve Kim’i kulağında kulaklıkla öfkeli bir şekilde yazışarak sandalyede oturduğunu gördüm. İsrail’de yaşayan erkek arkadaşıyla çılgınca bir Skype tartışmasının ortasındaydı. Açıkçası dramatik bir şeyler yaşanıyordu.

Sohbetten anladığım kadarıyla Kim geçici olarak Oldsmobil’de yaşıyordu. Annesi onu evden atıp tüm kilitleri değiştirmiş, erkek arkadaşı da İsrail’den ona bir otel odası rezervasyonu yapmaya çalışıyordu.

Bunlar tabi ki Facebook’ta nadiren gördüğümüz acı detaylar.

Bizler, fotoğraflarımızı mükemmel, başarılı ve ilginç bir şekilde parlatmakta oldukça iyiyiz.

BANA BAKIN arkadaşlarım ile muhteşem saatler geçiriyorum!
BANA BAKIN olağanüstü yemekler yiyorum!
BANA BAKIN harika seyahat pozlarım var!

Eğer fotoğrafımız kusurluysa, üzülmeyi bırakıp hemen bir filtre koyarız.

O günden beri Kim’i görmedim. Yıllar geçti ve iletişimde kalmamıştık. Facebook yine haber akışı algoritmalarıyla hayatımı devraldı ve bana sadece ilgilendiğimi düşündüklerini gösterdi. Kim ise Corgi GIF, Avokado’yu sevmek için 11 neden ve Buzzfeed makalelerinin arasında kayboldu.

En sonunda Kim’in o tanıdık yüzünü gördüm ve işlerin onun için iyi olup olmadığını merak ederek profilini tıkladım.

Kim, Nisan 2013’te ölmüş.

Facebook profili ise artık onun yaşayan bir anıtı. Arkadaşlarından, ona ne olduğunu bilen biri olup olmadığını soran mesajlar var. Bazıları mezarının nerede olduğunu soruyorlar. Ve herhangi bir cevap yok.

Nisan 2013! Üç yılı, onun öldüğüne dair hiçbir ipucu görmeden geçirdim!

Eğer bir arkadaşının öldüğünü üç yıl sonra öğreneceksen, o dostluk başlamasın bile. Arkadaşlar birbirlerinen haber alma eğilimindedir. Belki de bugünlerde “arkadaş” kelimesini sosyal ağlarda biraz fazla kullanıyoruz.

Eğer birisi acı çekiyorsa, onlara nasıl olduklarını sorun. Facebook algoritmalarının aranızda bir uçurum oluşturmasına izin vermeyin.

Huzur içinde yat Peace Lamb. Arkadaşlığımız kısa ancak alışılmışın dışındaydı. Asla unutmayacağım.

Bu yazı İlkan Akgül tarafından çevrilmiştir.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer