Quidditch: Fantastik dünyadan gerçekliğe

Benim gibi Harry Potter hayranlarının, eminim ki filmi izlerken kendi kendilerine cevap aradıkları şeylerden birisi de bir gün gerçekten uçan süpürge üzerinde Quidditch oynayıp oynayamayacakları olmuştur. Ve evet, bizlerin dünyada 2005’ten, Türkiye’de ise 2014’ten beri süpürge üzerinde Quidditch oynaması artık mümkün. Dünyada artık birçok okulun Quidditch takımı bulunuyor. Hatta üniversite tanıtım dönemlerinde dahi, “Quidditch takımı olmayan okulu seçmeyin” gibi espriyle karışık nasihatlerle karşılaşmak mümkün. Konuya olan ilgimden, Türkiye’de kurulan ilk Quidditch takımı ODTÜ Hippogriffs’in kovalayıcı ve arayıcı pozisyonundaki oyuncularından Öykü Çetin’le oyuna dair uzun uzun sohbet ettik. Quidditch, filmde de olduğu gibi bacaklarınızın arasına 80 cm’lik bir sopa alıp, belli kurallar çerçevesinde oynanılan ve fantastik dünyadan gerçek dünyaya başarıyla aktarılabilen ve gerekli farkındalık sağlandığında gelişime oldukça açık bir spor dalı.

2015 sonunda 15 takım

2014’te ODTÜ’de bir grup insan, dünyada Quidditch’in oynanmaya başladığını duyuyor. Oyun dünyada ilk kez ABD’de 2005’te, Avrupa’da ise biraz daha sonra oynanmaya başlıyor. Türkiye’de ilk kurulan takım ise 21 Mart 2014 tarihinde doğan ODTÜ Hippogriffs. Kurulmasından yaklaşık 1,5 ay sonra ikinci olarak METU Unicorn, ODTÜ Quidditch topluluğu bünyesinden çıkan METU Phoenix ve İstanbul’da İTÜ HoneyBees takımları kuruluyor. Quidditch, Türkiye’de gerçekten de hızla gelişen bir spor. Öyle ki Mart 2015’te ilk, Ekim 2015’te ikinci, 2016 Ekim’de de üçüncü Türkiye Kupası düzenleniyor. İlk düzenlenen kupaya 4 takım katılırken, ikinci kupaya ise Boğaziçi, Işık ve Uludağ Üniversiteleri’nin takımları da dahil oluyor. 2015 sonunda yaklaşık 15 takıma ulaşılmışken Işık ve Gazi Üniversiteleri yeterli oyuncu bulamadığı için çekilmek durumunda kalıyor. Şu an aktif olarak Quidditch oynayan takımlar sadece İstanbul, Ankara ve Bursa’da olduğu için ise, oyun bu 3 şehir üzerinden ilerliyor.

Henüz federasyon yok

Öykü, takımların hâlâ kurulmaya devam ettiğini ve halihazırda aktif olan takımların, diğer okullara kuruluş sürecinde yardım ettiğini söylüyor. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi takım kurmak istediğini söylediğinde, İTÜ’den insanlar gidip oyun çemberlerine kadar her şeyi yaratmaya yardım etmişler. Aslında oyunun en özel kısımlarından birisi de burası. Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlamış bu spor için, takımlar rekabet ya da rakip gözetmeksizin tam anlamıyla bir dayanışma örneği sergileyerek gelişime katkı sunuyorlar. Quidditch sporuyla ilgili henüz resmi bir federasyon yok. Yurtdışı yazışmaları, turnuvalar, milli takım, sponsor arayışları, transferler, takımlar vb. teknik işler Ankara merkezli Quidditch Derneği üzerinden yürütülüyor. Öykü en azından yurt dışı turnuvaları için İngiltere, Fransa, İtalya ve Belçika gibi Türkiye’nin de federasyonunun olmasını çok istiyor. Kaldı ki Tükiye’deki Quidditch Milli Takımı bile resmi değilmiş, aslında kendi aralarında seçtikleri Türkiye karmasıymış.

Cinsiyet kuralı

Quidditch’te eşit temsiliyetten ziyade, cinsiyet kuralı biraz farklı ve bence tam da olması gerektiği gibi işliyor. Öykü, Türkçedeki tam karşılığını bulamasa da (ben de bulamadım) bunu “gender (yönelim)” diye açıklamayı tercih ediyor. Oyuncular cinsiyetlerine göre değil, yönelimlerine göre kategorilendiriliyor. Oyuncu nasıl hissediyorsa, o kontenjandan sayılıyor.   Mesela transseksüel oyuncular da varmış. Erkek olan bir oyuncu “Erkek bedeninde doğdum, ancak kadın gibi hissediyorum” diyerek kadın kategorisinde oynayabiliyor. Ya da başka bir oyuncu “Ben kendimi kadın ya da erkek gibi hissetmiyorum, sizin koyduğunuz sınırların dışındayım ve tamamen başka bir yönelimdeyim” diyerek, kadın ya da erkekten farklı bir kategoride oynayabiliyor. Ancak bu durumun, maçtan önce hakemlere ve karşı takımın kaptanına bildirilmesi gerekiyor. Bir takımda en fazla 4 tane gender (yönelim) olabiliyor. Yani maksimum 4 kadın, 4 erkek vb. gibi. Öykü, hemcinslerinin oyuna karşı ilgilerinin çok yüksek olduğunu belirtirken, takımında şu anda en fazla erkek oyuncu olduğunu söylüyor. Bunun sebebini de ülke şartlarından dolayı kız çocuklarının spora yönlendirilmemesi ve Quidditch oyununun devam edilebilirliğinin zorluğundan kaynaklandığını söylüyor. Quidditch oynamak için herhangi bir kriterin aranıp aranmadığını sorduğumda, Öykü şu an birinci önceliklerinin oyunun yaygınlaşması olduğunu söyleyerek “Kriter belirlemek için henüz çok erken” yanıtını veriyor. Bu yüzden ilk etapta Quidditch oyuncusu olmak için gelen kimse geri çevrilmiyor. Ancak karşılaşılan bir takım sıkıntılar da var. Sıkı bir Harry Potter hayranı olup, daha önce spor yapmamış ve sporla ilgilenmeyen bir insan söz konusu olursa, Quidditch’in oldukça sert bir oyun olduğunu da göz önüne aldığımızda, oyuncular zaten en sonunda “bu oyun bana göre değil” diyerek kendileri pes ediyormuş. Ancak genelde oynamak isteyen oyuncular belli bir gelişim gösterene kadar as takımda değil de yedek olarak sahaya çıkarak gelişmelerine de zamanla katkıda bulunuluyor.

Endüstriyel spor kültürüne alternatif

quiddQuidditch için federasyon kurulup bunu olabildiğince profesyonelleştirmeye yönelik atılan adımlara karşı, Öykü’ye endüstriyelleşmenin ya da amatör ruhu kaybetme ihtimalinin olmasının kendilerini korkutup korkutmadığını sorduğumda aldığım yanıt gerçekten de beni çok mutlu ediyor. Öykü, yurtdışındaki turnuvalara gidip, profesyonelleşmiş ve özellikle federasyonu olan ülke takımlarını gördüklerinde, amatör kültürün kaybolmadığını ve bunun zaten Quidditch’in felsefesine aykırı olduğunu söylüyor. Her maçtan sonra birbirleriyle sarılmak ve birbirleri için tezahürat etmek Öykü’nün de dediği gibi profesyonelleşmiş herhangi bir sporda görülemeyecek kadar ender ve güzel bir olgu. Uganda’nın Quidditch takımı biraz da maddi bir şanssızlık eseri temmuz ayında Almanya’da düzenlenen şampiyonaya katılamayınca, tekstil sektörü Türkiye’de biraz daha ucuz olduğu için onların formalarını üstlenmeyi düşünmüşler ama yapamamışlar (Çoğu ülke de formalarını Türkiye’de yaptırıyormuş). Öykü, federasyonlaşmayı istemelerinin sebeplerini daha çok yurtdışı turnuvaları için ödenek almak, sponsor bulmak ve Quidditch’in daha fazla tanınması olarak sıralıyor. Kaldı ki iki ay önce, temmuz ayında Almanya’da düzenlenen şampiyona için de ödenekleri olmadığı için kendi biriktirdikleri parayla katılabilmişler. Oyunun temel ilkelerinden biri de endüstriyelleşmeye karşı bir alternatif yaratmak olduğu için, bunun kolay kolay yıkılamayacağını söylüyor. Quidditch oynamak için insanların belli önyargılarının yıkılması gerekiyor. Bu önyargıyı yıkabilecek, yıkmış ya da herhangi önyargısı olmayan insanlar, zaten bu felsefeyi anlayabilecek düzeyde ve endüstriyelleşmeye alternatif bir spora geldiğinin bilincinde olan insanlar oluyor.

Sadece ODTÜ’de değil

Dünyada birçok yerde özel Quidditch sahası olmasına rağmen, Türkiye’de henüz yok. Hatta bu söyleşiyi yaptığımız gün, University Of York’ta saha çizgilerinin çizildiği, oyun çemberlerinin çıkarılamayan sabit yapılardan oluşturulup bir çim saha oluşturulduğunun haberlerini almışlar. Öykü, akşam olduğunda henüz resmi olmadıkları için Devrim Stadyumu’nun ışıklarının bile açılmadığından dert yanıyor. Ya resmi bir spor dalının antrenmanı olursa onlarla beraber oynuyorlar ya da Quidditch oynamak için halı saha kiralıyorlar. Bu arada ilginç olan bilgi, Quidditch diğer tüm okullarda resmi olmasına, hatta ilk takımın ODTÜ’de kurulmuş olmasına karşın, bir tek ODTÜ’de resmi değil. Okulun resmiyete dökmeme gerekçelerinde ise, “fantastik bir seriden esinlenildiği için devamlılığını öngörmemek” gibi komik bir neden bulunuyor. Sonrasında 4 saatlik ücretsiz halı saha kullanım hakkı kazanmalarına rağmen, resmiyete dökülmek için değişen yeni rektöre karşı da şanslarını bir kez daha deneyecekler.

Quidditch’i izlemek için bizzat sahaya gelenler olsa da, Öykü Ankara ve İstanbul arasındaki ulaşım faktöründen dolayı İstanbul’da olsa daha çok izleyen olurdu” diyor. Gelmeye çalışıp gelemeyen ya da mesafeden dolayı gelmeye üşenen arkadaşları dahi olmuş. Buna rağmen oyuncu sayısının arttığı gibi seyirci sayısının da gözle görülebilir oranda arttığına dikkat çekiyor. Ancak gelin görün ki insanların Quidditch’e karşı, “zaten gerçekten uçmuyorsunuz, bacaklarınızın arasında sopayla koşuyorsunuz” gibi küçümseyici hatta bazen cinsiyetçiliğe kadar uzanan bir takım düşünceleri var. Öykü’nün en çok istediği şeylerden biri ise, insanların Quidditch’e dair önyargılarını kırmayı başarması.

“Bu söyleşi 13 Kasım 2016 tarihinde Journo‘da yayınlanmıştır.”

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer