Halkların geçiştirme özürlere ihtiyacı yok

“Bu yazı 7 Temmuz 2016 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

“Ne olursa olsun seninle olacağım. Saddam’dan kurtulmak, yapılacak en doğru şey. O, potansiyel bir tehdit. Ve de onun rejimi, muhtemelen, olası Kuzey Kore istisnası dışında, dünyadaki en vahşi ve insanlık dışı rejim.”  Tony Blair

ABD Başkanı George W. Bush’un, 2003 yılının 1 Mayıs’ında Irak işgali sonrasında Abraham Lincoln Uçak Gemisi’nde yaptığı zafer konuşmasının üzerinden tam olarak 4815 gün geçti. Bush, Irak’ta büyük bir savaşın bittiğini müjdelerken, muhtemelen yüzyılın en lanetli işlerinden birine giriştiğini ve Ortadoğu’nun sonraki süreçte de kan gölü olacağından haberdar değildi.

İleride kötülüğün yayılmasındaki ilk farkındalık kıvılcımı 11 Ocak 2007’de çaktı. George W. Bush, TSİ ile saat 04:00’te ABD’nin yeni Irak stratejisini açıklarken ilk kez Irak Savaşı’nda mezhep çatışmalarının önlenmesi konusunda başarısız olduklarını itiraf ederek birtakım hataların yapıldığını açıkladı.

24 Kasım 2008’de ise henüz savaş sona ermeden önce Londra’da Sir John Chilcot başkanlığındaki 5 üyeli bir komisyon işbaşı yapmıştı. Sir Chilcot, komisyonlarının bir mahkeme olmadığını, dolayısıyla kimseyi yargılamayı ya da suçlu aramayı düşünmediklerini, sadece savaşla ilgili “Objektif, ayrıntılı ve eksiksiz” bir rapor hazırlamayı amaçladıklarını belirtiyordu.

15 Aralık 2011 günü, tarih sayfalarına 21. yüzyılın en kanlı savaşlarından birinin resmen bittiği gün olarak yazıldı. Birleşmiş Milletler’in onayı olmaksızın, kitle imha silahları bulundurduğu gerekçesiyle  (ki bu silahlar asla bulunamadı) George W. Bush önderliğinde başlatılan ve Saddam Hüseyin rejiminin devrildiği Irak işgali, Başkan Obama’nın ilanı ile sona erdirildi. En büyük amaçlarından birininin Saddam Hüseyin’in ele geçirilmesi olan acımasız ve kanunsuz işgal ABD çıkarlarına göre son bulsa da, işgalden sonra ülkedeki kaos bir türlü son bulmadı. Yaklaşık olarak 9 yıl süren Irak savaşı, en iyimser tahminler bile baz alındığında en az 150 bin sivil insanın ölümü, 2 milyona yakın Iraklının yerinden edilmesi, 4500 ABD askerinin ölümü ve akıl almaz işkencelerle geçti. 2 Milyon Iraklı mülteci konumuna düştü. İşsizlik %70’lere kadar çıktı, ülkenin büyük bir bölümü temiz suya ulaşamaz bir hale geldi.

Bugün, Irak Savaşı’nı araştıran komisyonun yıllarca yaptığı araştırmada sona gelindi ve kesin saptamalar kamuoyuyla paylaşıldı. Rapora göre Irak işgali tamamen gereksiz bir hamle olmasının yanında, barışçıl tüm seçenekler ise tüketilmemişti. Ayrıca o dönem Saddam Hüseyin’in birincil bir tehdit unsuru sayılması mümkün değildi. Kararın sonunda Tony Balir, daha önceden de dilediği gibi tekrar özür diledi ancak kaçırılmaması gereken bir nokta var. Blair, yine olsa yine aynı kararı alabileceğini belirtti ve aslında özrü Irak İşgali ve ölen masum Iraklılar için değil, daha çok savaşta yitirilen askerler için dilemiş gibi oldu. Çünkü hem üzgün olduğunu ve sorumluluk aldığını söyleyip, hem de “yine yapardım” demek büyük bir çelişkiye sahne olurken inandırıcılığını da kaybediyor.

Sivil ölümlere, açığa çıkan yüksek ivmeli mezhep çatışmalarına ve kaderi kanla boyanan bir Ortadoğu haritasına sebebiyet veren Irak işgali, ülkeyi içinden çıkılamaz bir girdaba soktu. İşgal öncesinde halkın şahit olduğu dikta rejimi ve kendilerine yöneltilen kimyasal silahlar, ABD işgali sonrası ise artan iç savaş ve IŞİD’in zaman geçtikçe kendisini güçlenmesiyle beraber oluşan tablo, halkların kaderini daha da kötüleştirdi. Bu arada an itibariyle 4 gün önce Bağdat’ta patlayan IŞİD bombası sonucunda ölenlerin sayısı 305 oldu. IŞİD’in son bir kaç ayda aldığı yüzlerce canın istatistiğini tutmaktan ziyade, IŞİD’in altyapısını ve bugüne kadar nasıl geldiklerini anlayabilmek için işgali tüm hatlarıyla ölçüp biçmenin de büyük faydası olacaktır.”

Demokrasi getirmek adı altında başlatılan bu işgal, tarih sayfalarında yerini daima alacaktır. Hala samimi bir özür bekleyenler ise muhtemelen istediklerini elde edemeyecek. Öyle ki, ABD halkları dahil çoğu insan “Düşmanımızın ölülerini sayacak değiliz” kafasında yoluna devam ediyor. Bu yüzden, halkların Tony Blair’ın ağzına aldığı samimiyetsiz özürlere ihtiyacı yok.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer