İstanbul Kadın Orkestrası: “Ayrıştırılmış kadınları bir araya getirmek istiyoruz.”

Bu röportaj, 1 Haziran 2016 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

İstanbul Kadın Orkestrası, hem müzik hem de kadın mücadelesi çerçevesinde yeni bir soluk olarak karşımıza çıkıyor ve ürettikleriyle insanların derdine ortak olmak istiyor. Sözü fazla uzatmadan onlara bırakıyoruz.

Oluşumunuzdan biraz bahseder misiniz? Yüklendiğiniz misyon nedir?

İstanbul Kadın Orkestrası, yalnızca kadınlardan oluşan; öncelikli hedef kitlesi kadınlar olan, kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü erkek şiddetine isyan eden; sanatın zarafeti, güzelliği ve cesareti ile erkeğe değil, erkek egemen sisteme meydan okuyan yürekli ve nitelikli kadın müzisyenlerden oluşuyor.

Biz Kadın Orkestrası olarak yaptığımız müzikle; kadınlara ve çocuklara karşı uygulanan şiddetin, aşağılamanın, tacizin, tecavüzün sürekli olarak arttığı son yıllarda kadınları yasalarla korumak yerine; ezerek kadın kimliğini kaybettirmeye yönelik yapılan politikalara, tecavüzü meşrulaştıran, şiddeti kanıksatan, kadın bedenine dair kararlar alan erkek iktidarına karşı birçok dilden şarkılar söyleyerek ayrıştırılmış kadınları bir araya getirmek istiyoruz.

Ne zaman kurulma kararı alındı? Bu kararı almadaki etkenler nelerdi?

Herkesin genelde ilk sorduğu soru bu oluyor; Kadın Orkestrası kurma fikri anlık alınan bir karar değil, birikerek çoğalmış hatta geç bile kalınmış bir karar. Bu sorunun cevabını günlük hayatımızda karşılaştığımız olaylardan, gazete ve televizyonlarda neredeyse her gün karşılaştığımız kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, taciz, tecavüz haberlerinden bulabilirsiniz. Ayrıca Türkiye’deki müzik gruplarına bakıldığında birçoğu tamamen erkek üyelerden oluşuyor bu durum da bizi etkileyen faktörler arasında önemlidir.

Hangi türlere yöneleceksiniz? Ürettiğiniz müzik ile insanlara neler katacağınızı düşünüyorsunuz?

Batı altyapısıyla doğu oryantalizmini harmanlayarak birçok dilden şarkılarla, türkülerle dünya halklarına değen ezgiler üretmek istiyoruz, kendimizi sınırlamıyoruz; bize güzel gelen bizi çağıran melodilerle konuşabiliriz.

Farklı dillerden, kültürlerden şarkılarla; birlikte üretme ve paylaşma olgusunu, kendinden olmayanı sevme hissini yaşatmak istiyoruz. Müzik halklara ilham, güç ve motivasyon verir, ötekileştirmeyi siler. Müziğimizle insanlara ulaşarak belki derdine ortak olarak, belki sokağı özgürlüğü işaret ederek, kesilmek istemeyen ağaçların, kurumak istemeyen derelerin sesi olarak insanlara farkındalık yaratmak, sorgulatmak istiyoruz. Müzikle ruhlarımızı iyileştirebilir, sevebilir, yaşama olan inancımızı yeşertebiliriz. Doğaya, kadına, sanata bu kadar düşman olunan bir dönemde bunun çok kritik olduğunu düşünüyoruz.

Müziğin politik kullanımı olarak ne düşünüyorsunuz? Örneğin devrimci müzik, bir müzik kategorisi olarak ele alınabilir mi?

Ursula K. Le Guin’in söylediği gibi “Direniş ve değişim sanatta başlar” o yüzden sanat yapmak başlı başına devrimdir. Müzik aydınlıktır, ayağa kaldırıcı ve ilham vericidir. Biz de bunları içinde barındıran müzik yapmak istiyoruz. Her gün katledilen, tecavüze, tacize uğrayan kadınların ses çıkarması, isyan etmesi ne kadar doğalında bir politikleşme ise bizim yaptığımız müzik de o kadar politik çünkü hayata karşı durduğumuz yer notalarımıza ilham veriyor, ezgilerimizi biçimlendiriyor. Yaşamdan ve yaşamı üretenden yana olan haklı bir isyan aslında bir arada oluşumuz ve müzik yapışımız.

Devrimci müzik bir müzik kategorisi içinde ele alınamaz çünkü tüm kategorilere nüfuz edebilir; örneğin devrimci müzik karşımıza rap şarkının sözlerinde de çıkabilir, blues müzikde de.  Müziğin insan yaşamını doğrudan ve hızlı etkileyen bir yapısı var. Bu müziği nasıl, kimin için ve hangi amaçla ürettiğinle alakalı bir şey. Müzik kitleleri harekete geçirmekte oldukça etkili ve biz müziğimizi kadınları harekete geçirmek için, erkek egemenliğine karşı seslerini birleştirmeleri ve bir araya gelindiğinde güzel şeylerin başarıldığını göstermek istiyoruz.

Grubu daha fazla büyütmeyi, eğitimler veya bir takım seçmeler ile daha geniş bir yapıya ulaşmayı düşünüyor musunuz?

Orkestramızı solistlerimiz, bağlamamız, kemanımız, obuamız, perküsyonumuz, çellomuz ile büyük oranda tamamladık ancak eksiklerimizi tamamlamaya yöneleceğiz. Klasik gitarımız, basgitarımız, cajonumuz, aranjörümüz yok. Önümüze bir yıllık bir hedef koymuştuk altı ay içinde önemli adımlar attık, bu süreçte yaşadığımız zorluklar bizi daha çok kaynaştırdı. Seçme demeyelim ama aramıza katılacak kadın müzisyen arkadaşların amatör ruhu kaybetmemiş ancak tecrübeli olmasını, orkestra ruhuna ve yarattığımız misyonla bağdaşmasını istiyoruz.

Hedefinizdeki konserler ve projeler nelerdir?

Grubumuzu Ocak ayında kurduk yani bir araya geleli henüz altı ay oluyor. Burada henüz vurgusunun önemi büyüktür çünkü ilk etkinliğimizi çalışmaya başladıktan yalnızca üç ay sonra 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gerçekleştirdik; üç ayda bu noktaya gelebilmiş olmamız tamamen kadınların kadınları sahiplenmesinden kaynaklanıyor.

Hedefimiz özellikle kadın platformlarının gerçekleştirdiği etkinliklerde ya da kadın temalı projelerde yer alarak daha çok kadına amacımızı ve şarkılarımızı duyurmak. Grubumuzun bu zamana kadarki maddi gereksinimlerini kendi içimizden karşıladık ancak kadın sponsor arayışımız bulunuyor.

İlk konserimizi 2 Haziran Perşembe günü Kartal Beyrut Performance’da vereceğiz. Bu konser bizim için büyük önem taşıyor, bizi 2 Haziran’da yalnız bırakmayın!

Sevgiler,

İstanbul Kadın Orkestrası Üyeleri

İstanbul Kadın Orkestrası konser biletine ulaşmak için tıklayınız.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer