Dijital emek hırsızlığı

“Bu yazı, 5 Nisan 2016 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

Yazıya başlamadan önce neden böyle bir konuya girme gereği duyduğumu kısaca özetlemek istiyorum. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun bir demeci ile ilgili sosyal medyada çevrilen mizaha ben de kendi emeğimle dahil oldum ve birisi CHP Gençlik, diğeri ise Onedio olmak üzere irili ufaklı bir çok hesap ve haber hesabı, markanın kaynak belirtmeksizin haberlerinde üretimimi kullandı. Bunu dile getirdikten sonra “Basit bir montajın peşine mi düştün?” diyen insanlar da oldu. Haklılar. Çok basit ve beş dakikamı almayan bir şeydi, ancak şunu söylemek isterim: Aslında resmin değil, emeğin değersizleştirildiği ve hızla başkaları tarafından kullanıma sunulduğu bir ortamdaki statüsünün peşine düştüm.

https://twitter.com/ilkanakgul/status/716881966096887808

Medya, haber ve habercilik kavramları, dijital teknoloji ile birlikte değişime uğrarken, aynı teknolojinin sunduğu kolaylıklar ise bir takım sorunları da beraberinde getirmeye başladı. Sosyal medyayı hali hazırda geleneksel medyadan ayıran en büyük özelliklerden biri, iletişim ve online haber akışı sürecinde karşılıklı etkileşimi kolayca mümkün kılması ve bu sayede ulaşılan içeriği zaman kaybetmeden takipçilere ulaştırma avantajıdır. Böylece iyi bir habercilik ve takip mekanizması ile kolaylıkla erişilen yazı ve görsellerin, son dönemlerde, kendisini haberci, yurttaş gazeteci vb. şeklinde tanımlayan dijital haber markaları tarafından izinsiz olarak kullanıldığına ve bununla ilgili yapılan şikayetlere şahit olduk. Geleneksel medya hantallığından kolaylıkla kurtulup geçmişe yönelik herhangi bir haber ya da görselin sahibinin kolayca bulunabildiği yeni medya teknolojileriyle donatılmış günümüzde, bu markaların, Web sitelerinde “hit”, sosyal mecralarında ise “like” peşinde koşarken kullandıkları görsel ya da yazıların, kısacası her türlü materyalin, hangi üretim şartlarından geçtiğini görmeden emeğe saygısızlık yapmaları, tam anlamıyla emeği metalaştırmayla eşdeğer.  Bu yüzden hem haber kuruluşları, hem de kişisel haberciler, teknolojinin hukuka üstünlük kurduğu böyle zamanlar için kendi üretimlerinin denetimini sağlamak adına çeşitli yollara başvurmaya başladılar.

Bugün yaşanan şey aslında her gün meydana gelen bu sorunların belki de en küçüğü. İlk defa yaşadığım/ız bir şey de değil. Ancak bu ufak olay, yazının yazılmasına ön ayak olduysa, artık bir şeylerin gerçek anlamda da değişmesi gerektiğinin işaretidir. Hemen hemen her gün arkadaşlarımızın bu ve benzeri sorunlarına şahit olmamıza rağmen, aslında bunu yeteri kadar yüksek sesle söylememek sanırım biz emek sahiplerinin de suçu oluyor biraz.

Bir haberi izinsiz yayınlamak, bir fotoğrafı izinsiz bir şekilde haber yapmak, geleneksel bir habercilik huyudur ve sosyal medya ile bu sürecin hem hızlanması hem de alışkanlık hâline gelmesi kolaylaşmış durumda. Ayrıca söz konusu problem sadece görsel değil, yazılı üretimin kullanımında da söz konusu olabiliyor. İzinsiz deneme ya da makale yayınlamak, yani “intihal yapmak” suç olmakla birlikte, geçmiş dönemlerde de dünyada yaptırımların uygulandığı emsal kararlar var. Türkiye’de ise maalesef bundan bahsetmek çok güç. Zaten sadece bu konu değil, her alanda bir cezasızlık politikası uygulandığı, hatta bu suç ceza kapsamlarından dahi çıkarılmaya yüz tutturulduğu için Türkiye’de söz konusu olayda hak iddia etmek oldukça oldukça zor. Ancak eser sahiplerini koruyan yasayı da hatırlatmakta fayda var. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Yeniden Yayım” başlığı adı altında geçen ifade şöyle:

“Bir süreli yayında yayımlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beş milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar yirmi milyar liradan kırk milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.”

Kurumlar, yeni medya teknolojileri ile içerik üretirken etik kurallara uymamaya devam ettiği sürece, malesef ki konu her geçen gün daha da komplike bir hal alacak. Bu yüzden etik ihlalleri karşısında, gerek biz üreticilere, gerekse sıradan bir sosyal medya kullanıcısına dahi bu konuda çok büyük işler düşüyor. Konu uzatılarak artı değerden girilip emek ve metadan çıkılarak teorik olarak da bir çok yerden işlenebilir, ancak anlamak isteyen emek yanlısı insanlar bu yazıdan da anlatmak istediğimizi mutlaka anlayacaklardır. Haberci ya da herhangi bir medya kavramı ile kendini tanımlayıp, o ilkelere göre yayın yapmayarak kendiyle çelişmeye devam edecek olan yayın sorumlulularına karşı ise söyleyecek pek bir şey yok.

Kaynak: http://www.academia.edu/2386883/Haber_Telif_Hakları_ve_İnternet_Gazeteciliğinde_İntihal

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer