Spotlight

“Bu yazı, 4 Mart 2016 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

Spotlight’ı elbet duymuş ya da izlemişsinizdir. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen 88. Oscar gecesinden En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo ödülleri ile döndü. Filmin konusu herkes tarafından bilindik, biraz duyulduk, biraz kulak aşinalığı durumunda. Hatta yaşadığımız, yeri gelince isyan ettiğimiz bir durumun beyaz perdeye yansıması olmuş. Ayrıca gerçek bir hikayeden uyarlanmış. 2001 yılında Boston Globe Gazetesi’nin haber departmanı Spotlight, örtbas edilen taciz skandallarını ortaya çıkarıyor ve gazeteciler Pulitzer ödülünü kazanıyorlar. Film, bu gerçek başarı hikayesini beyaz perdeye aktarmış.

Boston Globe Gazetesi’nin başına gelen yeni editör, ekibiyle tanışır tanışmaz kendilerinden ellerindeki bütün işlerini bırakmalarını ve tamamen yeni bir konuya yöneleceklerini söyler. Araştıracakları konu, 1970 -1982 yılları arasında çocuklara cinsel tacizde bulunan din adamlarıdır. Ancak bu durumu zamanında Katolik Kilisesi’nden tutun avukatlara kadar herkes özenle örtbas etmiştir. Gelinen 2002 yılında ise, mağdur çocuklar artık büyük birer adam ve kadındır. Travmayı atlatabilen/atlatamadan ya da intihar etmeyip yaşamaya devam edebilenler kendilerini şanslı sayar duruma gelmişlerdir. Öncelikle birkaç tane papaz ile başlayan araştırma, gazeteci grubumuzun olaya derinlemesine girmesiyle birlikte aslında durumun birkaç papaz ile sınırlı kalmadığını, onlarcasının bu işe karıştığını görürler ve hikaye bu araştırmanın sonunda yapılan güzel bir haber ile son bulur.

Hikayede çocukların psikolojisine baktığımızda çok ilginç şeyler göze çarpıyor. Küçükken aşırı dindar bir ailede yetişen çocuklar, papazlara inanç yolunda tanrı ile aralarındaki bir elçiden ziyade, tam olarak bir tanrı gözüyle bakıyorlar. Papazlar ise bu psikolojinin tamamen farkında ve çocuklardan cinsel bir talepleri olsa bile, çocuklar “tanrı bizden bir şey istedi” kafasıyla ilk başlarda mutlu ve özel de hissederek taleplerini karşılamaya çalışıyorlar. Bu nedenle ülkemizde haberlere göz gezdirirken sık sık rastladığımız “Kuran Kursu’nda taciz” “İmam 14 yaşındaki kızı taciz etti” ve bunun gibi sayabileceğimiz milyon tane haber kesinlikle birer tesadüf veya istisna değil. Ve yine en çok nefret ettiğimiz “Rızası vardı” kalıbı da, çocukların söz konusu filmdeki taciz mağduru çocukların psikolojisinde olduklarını kanıtlar nitelikte. Filmde geçen “Kilise ile değil, sistem ile uğraşıyoruz” sözü beni en çok etkileyen ve sadece filmde değil, reel hayatta da her şeyin temel sorununu ortaya koyan repliklerden sadece biri.

Filmde, üstü bir şekilde kapatılmış toplumsal olayların çözülmesinde araştırmacı gazetecilik kavramının önemi çok açık bir şekilde belli oluyor. İnsan böyle filmleri izledikten sonra da bi filme bakıyor, bir de kendi yaşadığı ülkenin pratiklerine bakıyor. Muhtemelen demokrat ülkelerde bu karşılaştırmayı yapanlar kendilerine çok şey alırlar ancak Türkiye’de bunu yapmak acı hissetmemize sebep oluyor. Filmde bu olayı araştırmak isteyen gazetecilere bazı insanlar alttan alttan “Bununla uğraşmayın başınız derde girer” diyerek tehdit etmeye kalkıyorlar ancak tabi ki Türkiye’de olmadıkları için bu tehditlere aldırmayıp işlerine devam ediyor gazeteci arkadaşlarımız. Ülkemizde ise cezasızlık ve üstü kapalı olan nice şeyden sonra araştırmacı gazeteciliğinin, önlerine sunulan hapsetme, itibarsızlaştırma hatta katledilme gibi tehditler yüzünden çok ilerleyemediğini, risk alıp ilerlemek isteyenlerin bu bedeli mutlaka ödediğini görebiliyoruz.

Film bana göre teknik açıdan çok değer taşımasa da, tamamen evrensel ve bir o kadar da hassas bir konu işlediği için ister istemez kendisini önemli bir hale getiriyor ve izlenmeyi hakediyor. Bu durum da zaten filme En İyi Özgün Senaryo ödülünü getiren etkenlerin başında. Filmin yönetmeni Tom McCharty ise ödül töreninde sarf ettiği “Bu filmi, iktidardan hesap soran ve sormaya devam eden gazeteciler için yaptık” sözleri ile geceye damgasını vurmuştu. Umarım biz de bu filmdeki örnek alınacak gazetecilik başarısını kendimize feyz alarak gerçek hayatta bu mücadeleyi devam ettirip sinema sektörüne de başarı hikayelerimizi aktarabiliriz.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer