Telekomünikasyonda Emek Sömürüsü

“Bu yazı, 3 Şubat 2016 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

Çağrı merkezinde çalışan bir arkadaşımla geçtiğimiz günlerde yaptığım bir sohbet, Silikon Vadisi’ndeki sömürüden sonra, bu sektördeki sömürüyü de dillendirme ihtiyacı hissettirdi. Söz konusu çağrı merkezi sektöründe çalışanlar, hemen hemen asgari ücret etrafında şekillenen maaşlarına karşılık, 12 saate kadar yıpratıcı bir sürekliliği olan çağrılara katlanmak zorunda kalıyor. Yetersiz, hatta yoğunluğa göre kimi zaman hiç kullanamadıkları molalar, işçilerin kendilerini insani olarak yenilemesinin önündeki en büyük engel. Çağrı merkezi işi aynı zamanda standartlaştırılmış, stresli ve son derece gözetimli olduğu için, genellikle iş-yaşam ve iş-aile dengesi için çok büyük sorunlar teşkil eden esnek ve vardiyalı sistemle birlikte son dönemlerde bu merkezlerde sömürünün en etkili yöntemleri uygulanmakta. İşçi, günün önemli bir bölümünde Taylorist öğelere maruz kalır.  İşçinin ürettiği artı değer, çeşitli yollarla parçalanarak hesaplanır hale getirilir, prim sistemi adı altında çekişme arttırılarak çalışma ortamı vahşileştirilmek istenir. Bu yüzden de işçiler üzerindeki başlıca sömürü mekanizmasını, performans-verimlilik oluşturur. Aynı zamanda da burada hedeflenen şey, patronun işçi üzerindeki tahakkümünü arttırırken, işçinin başarısız olması durumunda kendini yetersiz hissetmesi ve daha da hırslanmasıdır. Bu uygulamalar sadece çağrı merkezlerinin değil, plaza emekçilerinin dahi içerisinde olduğu bir durumdur.

Çağrı merkezlerindeki çalışma sürecinin incelenmesi sonucu ortaya çıkan yegane sonuç, yüksek bir lisans ve vasıf gerektirmeyen bir iş olduğu. Performans değerlendirme ve buna bağlı olarak verilen primler, saniyelerin dahi hesaplandığı denetim stresi sebebiyle işçiler kendilerini çağrı merkezi işinde geçici olarak görme eğilimindedir ve bu durum, çağrı merkezi işşçiliğinin yüksek statü sağlamayan bir iş olduğunu gösterir. Bu da sermayeye, her zaman düşük ücretlerle çalıştırıp artı değerini gasp edebileceği  eğitimli ve genç bir emek gücü sağlar.

Ülkemizde yapılan Çağrı Merkezinde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesine ve Sosyal Tarafların Bilinçlendirilmesine Yönelik Teftiş Programı kapsamında teftişi yapılan çağrı merkezi şirketlerinde;

• Fazla çalışma/fazla sürelerle çalışma ücretlerinin ya ödenmediği ya da eksik ödendiği,

• İşçilere, hak kazandıkları serbest zamanların usulüne uygun olarak kullandırılmadığı ya da eksik kullandırıldığı,

• İşçilerin fazla çalışma/fazla sürelerle çalışma için onaylarının alınmadığı,

• İşçilere yıllık 270 saati aşan fazla çalışma yaptırıldığı,

• Fazla çalışma yaptırılmayacak işçilere fazla çalışma yaptırıldığı,

• İşyerinde fazla çalışma sürelerini gösteren belge düzenlenmediği,

• Gece çalışmalarının 7,5 saati geçtiği,

• Gece çalışması yaptırılacak işçilerden işe başlangıçta sağlık raporu alınmadığı, raporların her altı ayda bir yenilenmediği,

• Gece vardiyasında çalıştırılan işçilerle ilgili bildirimlerin yapılmadığı

• Gece ve gündüz postalarının birbirinin yerini alacak şekilde değiştirilmediği,

• Vardiyası değiştirilecek işçilerin kesintisiz en az 11 saat dinlendirilmediği,

• Vardiya sayısının 24 saatlik zaman dilimi içerisinde en az 3 işçi postası olacak şekilde düzenlenmediği tespit edilmiştir.

Gün geçtikçe daha fazla insan, patriyarkal ilişkilerin nitelikleştirildiği güvencesiz koşullar altında çalışıyor. Bu koşulların altında çalışan insanlar, tıpkı ev kadınları gibi sınırsız bir sömürü kaynağıdır. Tüm ülkelerde, çağrı merkezi sektöründe, kadınların işgücüne katılım oranı %69’luk bir oranla oldukça yüksek. Bu da asıl konuyu biraz evrilterek, ayrıca bir kadın sömürüsü konusunu önümüze getiriyor. Kapitalizm, ev kadınılaşmış istihdam ilişkileri yaratmak adına, ataerkil ideolojileri  çok iyi kullanır. Bu ideoloji, kadınlara erkeklerden daha az ödemek için onları çalışan anneler olarak tanımlar. En önemlisi ise, cinsellik işi ve arzu, patriyarkal ilişkiler tarafından çağrı merkezlerinde yeniden üretime geçer. Buna göre bu sektörde kadına biçilen rol, hattın diğer ucundaki erkeği memnun etmektir. Açmak gerekirse; müşteri hizmetlerinde bir kadınla konuşmak cinsel arzuları harekete geçireceği için, erkek müşteriler daha kolay memnun edilebilir. Hayat kadınının telekomünikeye evrilmiş hali (ücretli telefon seksi) erkeklere cinsel bir hizmet sağlıyorsa, kadın müşteri temsilcilerinin de kapitalist patriyarkanın ideolojisinde olduğu gibi erkekleri memnun edebilecek hizmetler sağlaması ve sermayeye artı kazanç getirmesi beklenir.

Bir önceki yazımda, elimizdeki hemen hemen her teknolojik aletin üretilip tasarlandığı Silikon Vadisi’ndeki sömürüden bahsetmiştim. Sömürü aygıtlarının uçsuz bucaksız olduğu her sektör konuşulmalı, tartışılmalı ve çözüm üretilmelidir. Bunun yolu ise sektördeki örgütlülükten geçiyor. Sendikal hakların neredeyse sıfırlandığı sistemde ayakta kalıp hak savunmak ne kadar zor olsa da, mücadele daha yeni başlıyor.

Kaynakça:

http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/itkb/dosyalar/yayinlar/yayinlar2013/2013_58

https://www.tbb.org.tr/tr/banka-ve-sektor-bilgileri/istatistiki-raporlar/Cagri_Merkezi_Istatistikleri/1353

Dijital Emek ve Karl Marx

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer