Küreselleşme Sürecinde Medya

“Bu yazı 31 Aralık 2015 tarihinde Jiyan‘da yayınlanmıştır.”

1980’lerin, yani geçen yüzyılın sonuna doğru ortaya çıkmaya başlayan küreselleşme sürecinin içerisinde yaşıyoruz. Jenerasyon olarak da bizzat bu sürecin sonuçlarıyla karşı karşıyayız. 80’lerin ortasından itibaren ivme kazanan ve gelişmekte olan ülkelere pazarlanan bu küreselleşme modeli, kimi gruplara yarattığı fırsatların yanı sıra, ciddi bir tahribata da yol açıyor. 1990’ların sonuna doğru, Küreselleşmenin Yedi Günahı başlığı altında bir rapor yayınlandı. Bu rapor, daha çok küreselleşmenin iktisadi tarafına değinen bir çalışmaydı ve bu modelin, dünyanın her yerinde ekonomik eşitsizlikleri arttırdığını gözler önüne serdi. Ardından zaman içerisinde dünyada neoliberal küreselleşmeye karşı yapılanmalar oluşmaya başladı. Bunu da 90’larda görmek mümkün. Yapılanmaların iki amacı vardı: Birincisi neoliberal küreselleşme sürecine karşı olmak, ikincisi ise “alternatif neoliberal küreselleşme olabilir mi?” tartışmalarında bulunmak içindi –ki bu tartışmalar halihazırda devam ediyor.

Küreselleşmeden önceki dünya modeli devletten devlete yaklaşımıyken, küreselleşme sürecinde ulus devletlerin belli ölçülerde devreden çıkarıldığını görüyoruz. Yapılan araştırmalarda AB üyesi ülkelerin ulus devletlerinin, karar alma sürecinde yetki mekanizmasının %50’sini yitirmiş olduğu görüldü. Böylece sermaye sahipleri ulus devletlerin huylarının şekillenmesinde söz sahibi olmaya başladı. Küreselleşme ile ilgili “Önceleri kiliseler vardı, sonra devletler oldu, şimdi de çok uluslu şirketler var” sözü bu anlatıma güzel bir ivme kazandırıyor. Bu süreç içerisinde en çabuk küreselleşme evrimi finans ve medya sektöründe görüldü ve bunun sonucunda iki sektör birbiriyle karşı koyulamaz bir şekilde buluştu. Bu, özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde vahşi bir şekilde oldu ve finansal küreselleşmenin getirdiği bir borç batağı ile karşılaşılmaya başlandı. Ki serbest piyasa ekonomisi geçmiş yıllarda her sorunun önüne her türlü çözümü sunuyordu, ancak IMF dahi, “Bu sistemin önüne artık yeni araçlar kurulmalı” özeleştirisini yaptı. 1980’li yıllardan itibaren medya şirketlerinde büyük bir tekelleşme sürecine gidildi. Bu süreç, kapitalist sistemin küreselleşme ve tekelleşme isteğine bağlantılı olarak gerçekleşti. Kitle iletişim araçlarının kullanıldığı alanlar genişledi ve etkilerinin artması için üzerine yeni araçlar eklendi.

12 Eylül darbesinden sonra basından olmayan sermayedarların himayesine giren medya, sektörün sanayileşmesine yol açtı. Bu döneme kadar gazeteciliği baba mesleği ve işletmeciliği gibi gören aileler, bu süreçte holdingleşmeye doğru önemli adımlar attı. Bununla beraber medyaya yerel sermaye sahipleri haricinde ulusal kaynakların da ortak edildiği görüldü. Bu durum ilk başlarda medyanın yabancılaşması olarak algılandı ancak daha sonra bu köklü değişimin basın ve yayıncılık ilkelerinde olduğu anlaşıldı. Görevi sadece “tarafsız yayın” yapmak olan medya kuruluşları, salt kâr amacıyla kurulan işletmelere dönüştü. Özellikle gözettikleri neoliberal politikaları her alanda uygulamak isteyen kapitalist devletler, bu fikirleri koşulsuz olarak destekleyen ve ülkemizde “havuz medyası” olarak adlandırılan bir medyanın ortaya çıkmasını sağladı.

Medyanın küreselleşmesi, hitap ettiği kitlenin üzerinde de küreselleştirici bir takım etkiler doğurdu. Bu etkiler, ilk olarak kitleleri yönetmeye yönelik gazete ve dergilerin basılmasıyla birlikte meydana çıktı. Bu mecralar, birbirinden kopuk olan vatandaşlara ulusal birlik duygusunu ve benliği aşılanmasında önemli roller üstlendi. Medyanın küreselleşmesi, dünya çapında tüketim ve kitle kültürünün yayılmasını, yaşam tarzlarının küreselleşmesini ve küresel kültür çatışmalarını da beraberinde getirdi. Küreselleşme ile ortaya çıkan medyanın bu içler acısı durumu, toplumsal normlarda köklü değişime yol açtı ve bununla birlikte üretim ilişkileri de değişerek daha fazla insan gücüne ihtiyaç doğurdu. Bu durumda, emekçinin sömürülmesi, kitlenin ise kontrol edilmesi kolaylaymış hale geldi.

Yaşadığımız ülkede bu durumu kısaca ele alalım. Kitle iletişim araçları sayesinde ülkeyi sadece iktidar penceresinden görmesi sağlanan toplum, döndürülen küresel çarkın değiştirilemez bir parçası haline getirildi. Halka kabul ettirilerek meşruluk kazandırılan “Terörist, bölücü, etkisiz hale getirilmek, polis müdahale etmek zorunda kaldı, marjinal gruplar” gibi kavramlar insanlara her gün dikte ettirilerek bilinçaltlarına zorla kazındı. Tekelleşmiş ve özgürlüğünü yitirmiş haber ajansları sayesinde, belli kitlelelerin özgürlük alanları kısıtlandı. Medya bir bilgiyi iletirken her zaman doğru olduğunu ve halk için en iyi olanı verdiğini iddia etse de, Chomsky için böyle değildir. Yani medya hiçbir döneminde, kesinlikle halkı savunmak gibi bir kaygı taşımamıştır. Chomsky bu sistem içerisinde, medyanın ideolojik bir takım işlevlere sahip olduğunu, bu işlevleri de halkın değerlerini ya da kutsallarını kullanarak bilgi akışı sağladığını ifade eder.

Marksist düşünürlere göre ise, medyanın küreselleşmeden doğan tekelleşme ve baskı ortamından kurtulması hemen hemen imkansızdır. Çünkü toplumdaki belli güçler, ülke üzerindeki her alanda olduğu gibi medya üzerinde de yadsınamaz bir etkiye sahiptirler. Medya tam anlamıyla, iktidara sahip düşüncenin konuşulması ve halka arz edilmesi için bir elçi görevini yapar. Yani üretim araçlarının mülkiyetlerine sahip olan egemen sınıfın, iletişim kanallarının yapısını da belirlediği rahatlıkla gözlemlenebilir ve toplum böylece kaçınılmaz bir ideolojik baskı altında bırakılır. İletişim araçları üst sınıfın kontrolünde olduğu için, medya erkin çıkarları için kullanılır.

Sonuç olarak kapitalizmin eşitsiz gelişme çıkarımlarına uygun olarak büyüyen küreselleşme kavramı, bir dahaki yazılarımda ele alacağım üzere mutluluğu dünyaya yaymaktan çok zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir yapmıştır. Bu sistemin medyalaşmış versiyonu ise kendisini, tekelleştirmekten çekinmeden bilinçsiz sermayedarlara teslim ederek halkın üzerindeki baskı ve etkisini arttırmaya devam etmektedir.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer