Davamız ve Müdafaamız

Bu yazı 20 Aralık 2015 tarihinde Jiyan‘da yayımlanmıştır.

Günümüzde özellikle yazılı ve görsel basın ile ilgili karar verme mekanizmalarının demokratik olmadığı bir gerçek. Basın özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmazlarından biri olmasına rağmen hiç kuşkusuz erk tarafından baltalanmakta. Basın, iktidar ile aynı dili konuştukça özgür. Farklı dili konuşmaya başlayınca ise zincirlere vurulduğunu bugüne kadarki pratikler açıkça gösteriyor bize.

Baskı dönemleri Türkiye’nin üzerinde malesef her zaman kara bulut gibi dolaştı ve eksik olmadı.  Osmanlı’dan başlayarak günümüze kadar devam eden bu döngünün içerisinde yer alan yüzlerce olaydan sadece biri olan Tan Matbaası Baskını olayı da, ülke tarihine kara bir leke olarak adını yazdırmıştı.

1 Aralık 1945 günü Tan Gazetesi’nde Zekeriya Sertel tarafından kaleme alınan yazıda bahsedilen kısaca; herhangi bir milletvekili ya da memurun, maaşlarıyla elde edilmesi imkansız olan şüpheli mal varlıkları ve servetlerinin araştırılması, akabinde en şeffaf haliyle yargı önünde hesap verilmesi isteğiydi.

Sertel’in gayet olağan olan bu fikri, mahkeme tarafından fikir özgürlüğü dışında tutulup bir suç unsuru sayılmış; TBMM’yi, hükümeti ve devlet memurlarının şeref/haysiyetlerini bozabilecek yayınlara dahil edildikten sonra yazılan iddianame ile TCK 64 ve 80. maddeleri yoluyla yargılanmak istenmişti.

“Her yazılanı doğru zannedecek bir halk kitlesine hitap eden gazeteler, şahısların keyfine kalır ve halkın menfi olanı müspet olanından daha ziyade kabule mütemayil olan ruh haletinden faydalanarak dilediği propagandayı yapar, hatta bu sayede tirajını bile arttırır, menfaatini temin eder ve bu sayede de istediği fikirlerin yayılmasına imkân verebilir.

Öyle ya; olmayan, bulunmayan, geçmeyen bir hadiseyi, bir haberi olmuş geçmiş gibi gösterir, meçhul isnatlarıyla şüpheyi doğuran ve, “Biz bu kadarını söyleyebiliyoruz, siz diğerlerini istidlal ediniz.” şeklinde tezvire, dedikoduya yol açan ve dolayısıyla bu memleketi idare edenleri kötüleyen ve suistimalleri hoş gören bir meclisin, hükümetin başımızda bulunduğunu haksız ve insafsız olarak bildirmek suretiyle, olaylardan habersiz ve gazetenin her yazdığını doğru zannedecek kadar saf Türk milletinin efkârını zehirlemeye hiçbir gazetecinin hakkı olamaz.”

Okuduğunuz iki paragraf, Sertel hakkında hazırlanan iddianameden sadece çok ufak bir kesit. Ayrıca 1945’ten günümüze kadar devlet bilincinin tarihin hiçbir döneminde değişmediğininin ve devletin kendi insiyatifiyle belirlediği kavramları keyfi olarak yerine göre kullandığının da en büyük kanıtı.

Sertel’in iddianamesinde geçen bu ifadeler, günümüzde Havuz Medyası olarak tabir edilen olgunun bizzat halka uyguladığı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Hemen her gün denk geldiğimiz, manşetlerden ‘photoshop’lu olarak alenen yalan belgelerle girilen haberler, bu gazeteleri, savcının o zaman sunduğu “Her yazılanı doğru zannedecek bir halk kitlesine hitap eden gazeteler” kavramına dahil etmiş oluyor.

Bu utanç verici benzerliği “Türkiye tarihinden bir belge okumak, insana sonsuz bir ‘şimdi’ içinde yaşıyormuş hissi veriyor” diye nitelendiriyor Ümit Alan. Okurken yaşadığımız dejavu ve Tan Gazetesi’nin başına gelenler, bildiğiniz gibi bununla da sınırlı kalmıyor. O zamanların havuz medyası ve görevi nefret saçmak olan yazarları tarafından bizzat hedef gösteriliyor ve 4 Aralık 1945 tarihinde faşist bir güruh, gelecekte Türkiye’nin ilk büyük anti komünist eylemi olarak görülen Tan Matbaası baskınını gerçekleştiriyor. Tüm makineler ve eşyalar paramparça edilirken, polis yine bugün olduğu gibi izlemekle yetiniyor.

Yukarıda bahse konu olan olay, iddianame ve savunmalar, Can Yayınlarından çıkan Sabiha-Zekeriya Sertel / Davamız ve Müdafamız kitabında ayrıntılarıyla ele alınıyor. Kitap, ibretlik bir davayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermekle kalmayıp, yıllardır içerisinde bulunduğumuz kısır döngüye de ışık tutuyor.

Ayrıca kitabı tarafıma ulaştıran Gazeteci / Yazar Sibel Oral’a da, yazının yazılmasına sunduğu katkısından ötürü tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer