Abluka

Bu yazı 11 Kasım tarihinde Jiyan‘da yayımlanmıştır.

Emin Alper son zamanlarda Türk sinemasında adından söz ettiren bir yönetmen. Henüz iki filmi bulunmasına rağmen kimilerine göre ülkenin yetiştirdiği en iyi 10 yönetmenden biri, kimine göre de Neo Yılmaz Güney.

Abluka, Türkiye’deki devlet terörünün ve son dönemde yaşanan siyasi olayların bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ve büyük bir tesadüf eseri de filmde yaşanan şeylerin, gerçek hayatta da yaşanmaya başladığı bir zamana denk geliyor. Filmdeki bir çok sahne, ki en çok sevdiğim yönü bu oldu, izleyenlerin psikolojisine bağlı olarak filmi tamamen bağımsız bir şekilde yorumlamalarına imkan veriyor.

Emin Alper’in röportajlarında Abluka için “distopik” söylemleri oldukça fazla geçse de, aslında filmde resmedilen şehir kesinlikle kurgu değil ve tamamen gerçeklikle birebir örtüşen bir noktada.

Kadir karakteri 20 yıl hapis yattıktan sonra şartlı tahliye oluyor ve tahliyenin şartı muhbir olarak devlete hizmet etmesi. İstanbul’da ise bu sırada politik bir karmaşa ve bilinmezlik hakim. Kadir, çöp toplayıcısı gibi çalışarak çöp kutularında bomba yapımına rastlanan materyallerin olup olmadığını kontrol etmekle görevlendiriliyor ve istihbarat bilgisi üretmesi söyleniyor. Kardeşi Ahmet’e yakın bir bölgeye taşınıyor ve kardeşiyle de tekrar konuşup zaman geçirmeye başlıyor. Ahmet ise belediyede sokak köpeklerinin itlafından sorumlu olarak çalışıyor. Kadir, hapiste geçirdiği günlerini telafi edebilmek için Ahmet ile tekrar abi-kardeş ilişkisi kurmak istiyor ancak Ahmet’in bitmek bilmeyen mesafeli tutumu, Kadir’i başka şeyler düşünüp kurgulamaya itiyor. Emin Alper’in bizi yorumlamamız için özgür bıraktığı bu ablukaya alınmış şehirde, filmi kuvvetlendiren en güçlü şey ise şüphesiz ki gerçek hayat ile ortak paydada buluşması. Ahmet de Kadir de devlet işinde çalışıyor ancak bir yerlerde araya vicdan giriyor. Kadir muhbir olmaktan mutlu mu kestirmek bazen güçleşiyor ancak Ahmet köpekleri öldürmek zorunda kalmaktan mutlu değil. Daha sonrasında ise Ahmet’in ve Kadir’in başına gelenler, vatandaşın devlet için ne kadar önemsiz olduğunu ve devletin, kendi içinden bile olsa bir insanı ne kadar çabuk harcayabileceğini gözler önüne seriyor.

Başka bir eleştiri noktası ise kadına ne kadar yer ayrılıp ayrılmadığı. İlk filmi Tepenin Ardı’nda da yalnızca bir kadın karaktere yer veren Emin Alper, bu konu hakkında eleştiriler aldığını, ancak uzun sure kafa patlatmasına rağmen bu senaryoya birden fazla kadının monteleyemeyeceğini söylüyor. Filmi izlemeden önce belki kadın mevzusuna takılıp kalınabilir ancak filmi izleyip düşündüğünüzde gerçekten de birden fazla kadın karakter filmde biraz zorlama olurdu diye düşündürüyor insana. Zira filmdeki Meral karakteri, tüm filme hakim olan bir karakter ve kadın karakterinin azlığını dahi yansıtmayacak şekilde kurgulanmış.

Film, mekan olarak insanı daraltabiliyor. Çünkü film boyunca mekan mahallenin dışına çıkmayarak iki-üç dar sokakta geçiyor. Ancak Emin Alper, filmin içerisinde oluşturduğu muazzam karanlıkla bunun üstesinden geliyor gibi görünüyor. Filmin kamera çekimi ise maalesef bizlere yeni bir şey vadetmiyor. İnsan gözüne yakın bir çekim sergilenen filmde, bazı bölümlerde titremelerden gözleriniz yorulabiliyor ancak yine karanlığın hakim olduğu film bunu da görmezden gelmenize yardımcı olabilir.

Hakkında fazla detaya girmek istemiyorum ama filmin ismini, içinizde ve izlediğiniz karakterlerde birebir hissedebiliyorsunuz. Çoğu insan, filmin net bir şey söyleyememesini sıkıntı olarak kabul etse de, yukarıda da belirttiğim gibi beni kendine çeken yönü bizzat o oldu. Sağlı sollu harmanlanmış bu film ne anlatmak istiyor? Odaklanmanız gereken konu sürekli olarak değiştiği için tempo kesinlikle bir düşüşe uğramıyor ve en sonunda da büyük final: “Acaba gerçek mi yoksa hayal mi?” sorusunu size sorduruyor.

Ayrıca filmin festivallerde gösterildiği tarihlerde gündemde olan Suruç Patlaması ve vizyon tarihine yakın zamanda meydana gelen Ankara Patlaması filme bir ağırlık ve sorumluluk yüklüyor. Bu sorumluluğu kaldırıp kaldıramadığı ise tamamen sizin görüşlerinize kalmış.

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer