Dünyanın Bütün Anneleri, Birleşin!

Bu yazı 21 Ağustos 2015’de Jiyan‘da, 29 Eylül 2015’de ise Radikal Blog‘da yayımlanmıştır.

Üzeri bir türlü kapatılamayan, kapatılsa da sürekli kaşıyarak kabuk bağlamasına izin verilmeyen derin yaralar gibiyiz hepimiz. Oluk oluk kanıyoruz. Bir yerini kapasak başka bir yerimizden sızıyor kanlar. Oysa çok kolay değil miydi bu yaraya panzehir olmak? Bir masanın etrafında telaffuz edilecek kelimeler değil miydi kardeşliği baki kılacak olan?

İki yıldır tek bir mermi sesi duymadan barış içinde yaşayıp giderken, sinsice arkamızdan yaklaşıp savaş meydanına doğru ittiler bizleri. Hiçbir şeyin farkına varamadık. Bundan bir ay önce 33 tane yoldaşımızı aldılar bizden. Sonrasında ise tüm onursuzluklarıyla kan istemeye başladılar. Durmadan bombaladılar, kestiler, biçtiler. Ölü bedenlerimizi işkencelerden geçirip üzerlerimize basarak poz verdiler. Cesetlerimizi büyük bir gururla sergilediler. Savaşın bile bir onurunun, şerefinin ve adabının olduğunu unuttular.

Şehirlerimizi aşağılık baskınlarıyla kararttılar. Ölmemek için mahalle aralarına çarşaflar, yorganlar ve bezler astık. Yirmi yıl önce yaşananları tekrar tekrar görüp yaşamaya, hafızalarımızın acı yönlerini gözümüzün önünden geçirmeye mahkum edildik. Zehirlendik, düşman edildik, egolarıyla savaştırıldık, kurban edildik. Ellerimiz kelepçelendi ve yerlerde süründürüldük. Türkün gücünü görmekle tehdit edildik. Bunları sadece barış istediğimiz için yaşadık ve yaşıyoruz.

Barış dedikçe öldük, barış dedikçe ezildik, barış dedikçe parçalandık. Anneler barış için beyaz tülbentlerini yerlere savurdu, anneler barış için kendilerini yerden yere vurdu. Doymadılar, duymadılar ve evlatları hırsları için ölüme göndermeye, öldürmeye devam ettiler.

Dünyanın hangi noktasında bir savaş vardır, en çok yarayı daima anneler alır. Evlat acısının yerleştiği ana yürekleri hiçbir teselliyi kabul görmez. Ve onlar, anaların öfkesini dahi görmezden geldiler. Tarihte kaç kez, kaç tane diktatör savaş hayali kurarak kana bel bağlayıp hayalleriyle birlikte tarihin tozlu raflarına kalktı saymakla bitmez. Tarihin bu tekerrürü barış anneleri sayesinde bir kez daha karşımıza her zamankinden çok daha güçlü bir şekilde çıkacak.

Savaşın yok ettiği onlarca masum askerin, gerillanın, çocuklarımızın ve kardeşlerimizin bizlere bıraktığı o güzel gülüşlü fotoğraflar, barışa ne kadar ihtiyacımız olduğunu ve canımız pahasına sorgusuz sualsiz sahip çıkmamız gerektiğini her yönüyle kanıtlıyor. Barış, barışa inanarak kazanılır. Yanı başımızda annelerin gözyaşları içimizi ıslatırken bizler aslında barışın ekmek, su ve özgürlük kadar önemli bir şey olduğunu anlamalıyız. Bundan böyle tek bir canın daha kaybedilmemesi için annelerin feda edemeyecekleri bir şeyleri yoktur. Artık herkesin eli, vicdanı ve gönlü bu savaşı durdurmak için çalışmalı ve barışın tarafı olmak zorundadır.

Malesef ki tarih boyunca her zaman kan dökenlere, savaşanlara ve bunun sonucunda kahraman ilan edilenlere methiyeler düzüldü. Dünyanın bütün anneleri, gelin artık methiyeleri barışa dizdirelelim. Gelin artık barış zincirimizi sapsağlam kırılmamak üzere kuralım. Gelin dünyanın bütün anneleri. Artık bir evladımız daha olsa onu da vatana kurban vermeyelim. Artık evlatlarımızı barışa verelim, barışın suyundan kana kana içelim.

Bu yazı, her gün haykırdığımız barış ve kardeşlik çağrılarından sadece birisidir. Birlik ve beraberliğe giden yola davettir. Halkların kardeşliğinin çağrısıdır.

Dünyanın bütün anneleri, birleşin!

Yorum Bırakın:

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır

Site Footer